14 Kasım’da Cinemania Film Festivali bağlamında gazeteci Diana İvanova’nın “Çuy-Duy” adlı filmi gösterime girecek. Demokrasinin 25. yılında bu film bizi “Hür Avrupa” radyosunun bu dönem içindeki rolü ve etkisine şahit edecek.ABD ve Batı Almanya’da kurulan parti, dönemin totaliter rejim ve komünist partisinin en büyük düşmanı olarak görülürmüş. Nesiller boyu Bulgaristan vatandaşı için bu radyo bir ufuk, yeni bir pencere ve haberlere alternatif bakış olmuş. Diana İvanova anlatıyor:
“Filmde üç kadının, üç şahsi hikayesi yer alıyor. Üçü de kendi açılarından “Hür Avrupa” radyosunun ne anlama geldiğini anlatıyor. “Hür Avrupa” bir gerçek eskikliği, bir bilgi noksanını dolduruyor. Ben 1968 doğumluyum, çok az dinledim onu. 1986 yılına kadar Mihaylovgrad’da yaşadım, evde bu radyo frekanslarını iyi alamıyorduk. Fakat örneğin Çernobil nükleer kazasıyla ilgili ilk haberin Hür Avrupa’dan geldiğini hatırlıyorum. Bulgaristan’da yasak olan yöntemler ve konularda Hür Avrupa insanlara yeni bir pencere ve bir bilgi seçeneği oluşturuyordu”.
Diana İvanova, bu radyonun kaderler değiştirdiğini, 60’lı, 70’li yıllarda oradan Batı müziği dinleyen gençlere esinti kaynağı olduğunu vurguluyor.
“Farklı nesillere farklı şeyler veriyor radyo. Dinleyicilerimizin heyecanlarını filme aktarmak istedim. Bu radyo programların onların hayatına daha olumlu bir yön vermeye yardımcı olmuş”. Radyo 90’lı yıllarda en parlak dönemini yaşar. Bulgaristan’ın dibe vurduğı Jan Videnov döneminde radyo çok büyük etki yaratır. Çok yetenekli gazeteci, yorumcu ve aydını bir araya toplayan güçlü bir ekibi vardı. Radyonun kendi ekonomik gruplaşması yoktu, farklı etki alanlarından uzak kalıyordu. Radyo eleştirilerden kaçınmıyor, korkmuyor, diğer ülkelerden pozitif örnekler veriyor ve sosyalist dönem sonrasındaki geçişin yolunu belirlemeye çalışıyordu”.
Diana İvanova 2003 yılına kadar ”Hür Avrupa” radyosunda çalışır. Onu en çok etkileyen ne oldu?
“Oradaki arşivlerden en çok etkilendiğim sesler 1989 yılından röportajlar oldu. Onları genelde Rumyana Uzunova yapmış. Büyük ekibin bir parçasıdır Rumyana.Örneğin isim değiştirme kampanyası ve zorunlu göç döneminden tüyler ürpertici söyleşiler var. Sürgün edilen insanlar, sesi başka yerde duyulmayan Bulgaristan Türklerinin duyguları “Hür Avrupa” radyosunun arşivinde yer alıyor. Rumyana Uzunova’nın bu insanlarla konuşurken tavrı beni çok sarstı: Göçün gayrı meçhul yolunu tutan insanlara o soru sormuyor, onları dinliyor, çok insanca yaklaşıyor, anlamaya çalışıyor, “sizi duyuyorum, acınızı paylaşıyorum” diyor. O yüzden de filmin adını “Çuy- Duy” koydum. “Duy” ve “Duyuyorum” ifadelerinde nasıl bir insanlık gizli, sözle ifade edilemez”.
Diana İvanova’yı çok etkileyen bir diğer olay da, Hür Avrupa radyosuna karşı komünist dönemde yapılan propaganda filmleri olmuş. Örneğin bir filmde, Batı Avrupa’dan gönüllü olarak yurda dönen bir Bulgarın hikayesi anlatılıyor. Oysa onu bu dönüş için Devlet İstihbaratı zorlamış. Devlet istihbaratı ve soslist sistemin parti ve emniyet birimelrinin en büyük düşmanı olay Hür Avrupa susturulması için de bir dizi girişimler olur. Bu filmde ben sadece arşivlere dayandım, diyor Diana İvanova.
Çeviri:Sevda Dükkanci
İslâm dini, Cenab-ı Allah’ın mesajlarının insanlar arasından seçilen bir kul ve peygamber olan Hazreti Muhammed vasıtasıyla insanlığa ulaştırılıp onun örnek hayatıyla yaşayarak gösterilmesinden ibarettir. Allah, Hazreti Muhammed’i özel olarak seçmiş, özel..
Trapezitsa, Bulgaristan’ın Ortaçağ’daki başkenti Tırnovgrad’ın (günümüz Veliko Tırnovo şehri) meşhur üç tepesinden biridir. Şehrin kuzeybatısında yer alan tepe, Ortaçağ’da Bulgar çarlarının ve Bulgar patriğinin sarayları yer aldığı Tsarevets tepesinin..
Güreş, çok eskilere dayanan bir beden terbiyesi ve spordur. Farklı dönemlerde farklı şekillerde ve türüne göre kurallara uyularak yapılan bu spor Türkler tarafından çok rağbet görmüştür. Mertlik, cengâverlik, güç ifadesi ve gösterisi olarak görülen ve ferdî..